Bir akşam getir bana, Bütün akşamlardan farklı Hançerle güneşi batır deniz kan rengi olsun En güzel yerinde değişen ufkumuzun Yaşayalım, eskiden duyduğumuz masalı
Zamanlar kalleş şimdi, herşey artık bir oyun Manzaralar hüzünlü insanlar ağlamaklı Bir akşam getir bana, gizlice ve en saklı Saatleri birer birer dudaklarında sun
Günler; şimdi kırık bir cam parçası, boyalı Gel dinle, telleri ses vermiyor ruhumuzun Biz bu şehirin gürültüsünde kaybolalı
Kuzey ışığı, doğu rüzgarı Güney denizleri Günbatımı Yasemin, zakkum, kara manolya Başımızı koyduğumuz yılan yastığı Efsane, zehirden sonra başlıyor
Ey içinden geçtiğim ateş Yıkandığım su İncinmiş sisler içinde kalbimin doğusu Bakımsız yüzyıllardan sonra On binlerin dönüşünü akan Geri çağrılmış ırmaklar Her gün gizleriyle bakıştığımız eski uygarlıklar Kadar yabancı Gündeliğin karanlık uğultusu Efsanesi içimizi yakan Yılan yastığı Güneşin akşam dualarını söylediği mezralarda Her şey dünyanın yaradılışına benziyor Doğu rüzgarları ağzında zehirli yaprakları Esiyor esiyor
Mağarada ejderha uyanıyor Yedi uyku uyumuş yolcu Yılan yastığı terliyor