12 Kasım 2010 Cuma

SONBAHAR


Sonbahar-ki acının değişmez dipnotudur-
Sesinin solgun göğünde
Küçük bir yıldızla bir harfi tutuşturur.
Savrulur her yana kavruk kelimelerle,
Yüreğini acıyla buruşturur.
Bakışının pasıyla zırhlanan dünya,
Binlerce pıtrak yapıştırır yüzünün kumaşına
Sonbahar-ki doyumsuz bir aşkın sonudur.

Metin ALTIOK

Fotoğraf: Ankara/10

10 Kasım 2010 Çarşamba

KALPAKLI SÜVARİ

...........
Gecenin arkasında bir yerde,
Ufaldıkça gaz lambaları,
Nehrin omuzlarına yaslanıp
Yaşlı ve dindar,
Yalnızlıktan soğumuş dağlar,
Kalpaklı bir süvari dolaşırmış
Gizlilerde,
Köylüler böyle diyorlar
Yatsıları...

Kemal Paşa'dır diyorlar...


Attila İLHAN

Fotoğraf: Anıtkabir/06

7 Kasım 2010 Pazar

SANDALYE

Otur ki sandalye hatırlasın
Sandalye olduğunu.
Masa da unutur masalığını,
Elini komasan üstüne
Bakışlarını ayırmaya gelmez,
Sürahi boşalır sonra suyundan.
Kadehim kadehim dediğin şey,
Dudağını değdirmedikçe kadeh değildir.
Mezeler de bilmez renklerini, lezzetlerini,
Çatalını dokundurmazsan.

Fakat farkında mısın?

Cahit Sıtkı TARANCI

Fotoğraf: Büyükada/09

5 Kasım 2010 Cuma

TRENSİZ

Trenler geçmez oldu gözlerinden artık
Sallanmaz oldu ak mendili
Rayların sonu belli
En uzak yerler bile tanıdık

Trenler geçmez oldu gözlerinden artık
Ayrılan ayrıldı, kavuştu kavuşan
Duman tütmez oldu, yolcu gelmez
Bir tren sesi kalmış kulağında uzaktan
Trenler geçmez oldu gözlerinden artık
Kampana çalmaz oldu saati
İstasyonda artık o bir başına
Elinde bileti

Bülent ECEVİT

Fotoğraf: Ankara Garı/06

14 Ekim 2010 Perşembe

ÖMÜR

Şen günler, bir kırlangıç
Gibi vuruyor kanat.
Kederli günler, sanki
Kurulmamış bir saat.

Birinde, rüya tadı
Biri, kan içen cadı
İkisinin de adı:
Ömürden bir gün...Heyhat!

Enis Behiç KORYÜREK

Fotoğraf: Ankara/Gençlik Parkı 09

28 Eylül 2010 Salı

SONBAHAR

"......
Artık ne gelen, ne beklenen var;

Tenhâ yolun ortasında rüzgâr

Te
şrin yapraklarıyle oynar.
..........."

Y.Kemal BEYATLI

Fotoğraf: Antalya/10

3 Ağustos 2010 Salı

GECE

Ay bu gece ne büyük, ne büyük anne
Deniz gümüş gümüş, ağaçlar sereserpe
Uyudum uyandım, sağıma soluma döndüm
Bir balık sıçradı sularda, duydum
İki uçurum gibi derinleşti gözlerim
Ben onları yıldızlarla, yakamozla doldurdum.

Ay bu gece ne büyük, ne büyük anne
Denizi bir halı gibi işledi yalım yalım
Sabaha hepsini sökecek, tezgahı güne
Bırakıp gidecek ay- yorgun işçisi doğanın
Güneş sürdürecek o yorgunluğu kendince.

Ahmet ERHAN

Fotoğraf: Baltalimanı/İstanbul 10